15/5/2009 - 19 MAYIS'IN ÖNEMİ VE 19 MAYIS ŞİİRİ (Yazan:Nesrin NAZ)
19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ÖNEMİ VE 19 MAYIS ŞİİRLERİ
19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır:“Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.” (1) Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım. Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makinalı Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması (2)dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikayetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve birşeyler yapmak içinAnadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:(3) “-Paşa, Paşa!... Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin!Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir...Paşa, Paşa...Devleti kurtarabilirsin!... Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?...O Vahdettin ki... bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur?Aldatıldığını mı anlamıştı?Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim: -Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim...Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz...” Atatürk bu konuşmada plânlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama, O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir“Türk Milleti” vardı. Atatürk ile beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü başlayacak yolculuğa gemi kaptanı İsmail Hakkı Durusu dışında 18 kişi eşlik edecekti. Bu 18 kişinin adları şöyleydi:(4) III. Kolordu Komutanı Kurmay Albay Refet Bey (General Bele), Müfettişlik Kurmay Başkanı Kurmay Albay Manastırlı Kâzım Bey (General DIRIK), Müfettişlik Sağlık Bakanı Doktor Albay İbrahim Talî Bey (ÖNGÖREN), Kurmay Başkan Yardımcısı Kurbay Yarbay Mehmet Ârif Bey(AYICI), Karargâh Erkân-ı Harbiyesi İstihbarat ve Siyâsiyât Şubesi Müdürü Kurmay Binbaşı Hüsrev Bey(GEREDE), Müfettişlik Topçu Komutanı Topçu Binbaşı Refik Bey(SAYDAM), Müfettişlik Başyaveri Yüzbaşı Cevad Abbas(GÜRER), Kurmay Mülhakı Yüzbaşı Mümtaz (TÜNAY),Kurmay Mülhakı Yüzbaşı İsmail Hakkı (EDE), Müfettişlik Emir Subayı Yüzbaşı Ali Şevket (ÖNDERSEV), Karargâh Komutanı Yüzbaşı Mustafa Vasfi (SÜSOY), Kurmay Başkanı Emir Subayı ve Müfettişlik Kâlem Âmiri Üsteğmen Arif Hikmet (GERÇEKÇI), İaşe Subayı Üsteğmen Abdullah(KUNT), Müfettişlik İkinci Yaveri Teğmen Muzaffer (KILIÇ), Şifre Kâtibi, Birinci Sınıf Kâtip Fâik (AYBARS), Şifre Kâtibi Yardımcısı, Dördüncü Sınıf Kâtip Memduh (ATASEV). Atatürk beraberindeki kişilerle beraber 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında İnebolu’ya varır. 18Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir. Yolcular Kalyon Burnu denilen yerden sandallarla Merkez iskelesine çıkarılırlar. Bu sandallardan birinin sahibi olan İsmail Yurtsever, o zaman için Atatürk’ü tanımadığını söyler,Atatürk’ü sandalda ve Samsun’da iken geniş yakalı lejyon kaputu ve başında kalpakla gördüğünü anlatır. (5) Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket edecekti. Atatürk’ün Samsun’a çıkışında gördüğü manzara pek parlak değildi. Şehirde İngiliz işgal kuvvetleri vardı. Pontusçular sokaklarda kol geziyordu. Halk kendisini koruyamayacak durumdaydı. Atatürk bugün müze haline getirilen Hıntıka Palas’ta kaldıkları süre içinde hep bu sorunları düşündü, yolculukta geçirdiği uykusuz geceler sona ermemişti; şimdi de burada uykusuz geceler başlıyordu. Ama, O’nda ve O’nun gibi düşünenlerde bu azim oldukça hiçbir engel aşılmaz değildi. Kısaca vermeye çalıştığımız bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası oldu ve kurtuluşun başlangıcıydı. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etti. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi gençlik kavramı genel anlamda fikirlerdeki yeniliği anlatmaktadır. Atatürk“Gençler!Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler!Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum”(6)derken Türk gençliğine olan güvenini de anlatmıştır. Atatürk’ün şu sözleri hepimiz için bir rehber olmalıdır:“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kâfidir”(7)demiştir. Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları her zaman göz önünde tutarak, 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız. UZM. NEŞE ÇETİNOĞLU
19 Mayıs Tarih 19 Mayıs 1919 Kara gecelerin çıkmaz girdaplarından Bir güneş yükseldi ta… Samsun’dan Doğudan, Batıdan, Kuzeyden, Güneyden… Yer gök inledi… Kurtar bizi “ey kahraman” Kurtar bizi “ey kahraman” Bu kahramanın adı “Mustafa Kemal’di”, Mustafa Kemal. Karadeniz, Karadeniz olalı… Görmemişti böyle bir insan… Böyle bir kahraman. Dalgalar inleyerek sahile vurdular… Durdur… “Mustafa Kemal” Durdur artık… Yapılan bu zulümleri… Akıtılan bu kanları… Buraları tarihe destan yazmış bir halkın toprakları. Sonsuza kadar da böyle kalmalı. Bandırma vapuru homurdandı… “Haddini bil Karadeniz haddini” İyi tanı karşındakini. Ben bile küçücük cüssemle… Nice yollar aştım… Mustafa Kemal’i Samsuna getirebilmek için, Senin dalgalarınla savaştım. Sonunda amacıma ulaştım. Mutlu ve yorgunum şimdi Ama… Tarih asla unutmayacak, ne beni… Ne de Mustafa Kemal’i. “Mustafa Kemal” döndü arkasına… Çelik hışmıyla baktı… Bir Karadeniz’e, Bir Bandırma vapuruna. “Sen” dedi Karadeniz’e… “Üzülme”… Karşımda/da ezilip büzülme… Söz veriyorum sana… Sakarya’ya dökeceğim düşmanları… Elbet… Sakarya ulaştırır sana akıtılan düşman kanlarını. Sende o zaman dalgalarınla… Yükselt göklere zafer nidalarını. Çelik bakışlarını çevirdi…! Bandırma vapuruna… “Sen” dedi… “Sen” Beni küçücük cüssenle… Buralara getirdin… Umutları tükenmiş, bir millete… Kararlı olunursa… Neler yapılabileceğini gösterdin… Tarih boyunca anılacaksın… Sonsuz minnettarım sana. Mustafa Kemal kararlı, ayağını vurdu… Toprağa bastığı yere… “Ya istiklal ya ölüm” dedi. Yer gök titredi… 19 Mayıs 1919’da… Bir kurtuluşun destan destan… Temelleri atıldı Samsun’ da. Mustafa Kemal verdiği sözleri… Bir bir yerine getirdi… Düşmanları döktü Sakarya’ya… Karadeniz haykırdı… “Sen çok yaşa Mustafa Kemal, çok yaşa” Ne kadar teşekkür etsem azdır sana. “Bandırma Vapuru” olduğu yerde… Böbür böbür… Böbürlendi. Tüm dünyaya… Önemli olanın cüsse değil… Yürek olduğunu gösterdi. Savaşmaktan yorgun düşmüştü millet… Genç nüfusu tükenmişti cephelerde… Onbeşli türküleri söyleniyordu ülkenin her yerinde. “Mustafa Kemal” kanlı gözyaşları akıtıyordu… Savaşta ölen binlerce gence… Gece gündüz yas tutuyordu. Kendini borçlu hissetti… Gencecik yaşta cephelerde ölenlere… Armağan etti “19 Mayıs”ı tüm gelecek… Genç nesillere… Yaşasın 19 Mayıs, Yaşasın Cumhuriyet… Yaşasın Mustafa Kemal ATATÜRK.
16.Mart.2009 Bornova/İZMİR Nesrin NAZ(Karaduman) 19 MAYIS 9 MAYIS19 Mayıs Seksen iki yıl evvel, Türklüğün içi yandı. Birleşti yedi düvel, Ankara’ya dayandı.
Saldırdı kahpe Yunan, Anadolu uyandı. O, öyle bir zor zaman, Öyle bir zor zamandı.
Ne top vardı, ne tüfek, Cephanemiz al kandı. Kadın, çocuk, er, erkek, Atasına inandı.
Samsun’da doğan güneş, Ta İzmir’e uzandı. Bu harp kıyamete eş, Meydanlar toz dumandı.
Minarelerde Ezan, Dualar çağlayandı. Yüreğimizde iman, Allah Rahim Rahmandı.
Mehmetçik cephelerde, Eşsiz bir kahramandı. 19 Mayıs bize, Gençlere armağandı. Halil İbrahim Güncan Bir Alev ki Ay Yıldızlı Bayrağım/19 mayıs Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Dalgalandıkça semada Aydınlatan meşaledir yurduma
Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Dalgalandıkça semada Sınırlarımızın bekçisi İman dolu Mehmetçiğe Güç olur,cesaret olur. Bir avuç toprak uğruna Ölen şehitlerimizin ruhu huzur bulur. Sonsuz mekanlarında
Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Gök kubbemizde var oldukça Rahat uyur çocuklarımız yataklarında Kırılası bir el uzanmadıkça Karanlığa girmez Türkiye’m
Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Uzun yıllar boyunca Destan üstüne destan yazmış Geçmişte kurtuluş savaşı Bu gün! ! Gelecekteyse var gücüyle Yazacağız yazılmamış destanları
Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Dalgalansın diye tüm özgürlüğümüze Kolumuz,bacağımız feda olsun Hatta ölüm bile uğruna En yüce mertebe şehitliktir bize.
Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Dalgalandıkça semada Anadan,evlattan ve tatlı yardan Önde yer alır yüreğimizde Genç,ihtiyar gölgesinde Korkusuz yaşar Türkiye’mde
Bir alev ki Ay yıldızlı bayrağım Dalgalandıkça semada Büyük Allah'ın yardımıyla ATA ' mız dan bize Bizden evlatlarımıza emanet.
Meral Yağcıoğlu 19 Mayıs Aydınlığı Ses oldu vatan rüzgârında umut Anadolu’ya oylum oylum çöreklendi Acımasızlık, umarsızlık kara kara bulut Mustafa Kemal aydınlığında bir bir tükendi.
Derinden inlemeyle uyandı toprak Yurt üstüne uğultusunun yayıldığı Kuvay-ı Milliye gücü bayrak bayrak Sardı ülkeyi 19 Mayıs aydınlığı.
Özgürlük ve bağımsızlık üstüne Atatürkçe yazılan destandır Yürek yürek karanlık düne.
Köy okulundaki bayrak direğinde Atatürkçülük dalga dalga yayılan Parmak işareti kır kahvesinde.
Bölge bölge kalkan eğik baştır Köye, kasabaya, kente ve yurda Ovayı yaran tren düdüğünde haykırıştır. Muhsin Durucan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı 19 Mayıs 1919 Müjdeli gün, Türk çocuğu unutma,ne oldu dün. Türk'ün uyanıp şahlandıgı o gün, Özgürce yaşamanı sagladı bugün.
Türk'ün Bayragı karalar baglamış, Gitmeden esaret dalgalanmam diyor. İstanbul Fatihi Mehmet Han aglamış, Mezarında Ruh'u yatmam diyor.
Fransızlar Adana benim diyor, Doganbey Vatan için can veriyor. Urfa,Maraş ve Antep'te İngilizler, Namus ve şerefime göz dikiyor.
Yunan Ordusu çıkmış İzmir'ime, Hançerini saplamak ister Yüregime. Antalya ve Konya'da İtalyanlar, El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayragıma.
Samsun'da İngiliz cirit atıyor, Ermeni-Rum Türk'ü satıyor. Irak ve Filistin'i İngiliz almış, Suriye -Lübnan Fransız'a kalmış.
İngiliz Bayragı Yürekleri daglıyor, Evliyalar şehri İstanbul aglıyor. Eyüp Sultan'da toplanmış Şehitler, Başta Gençosman ferman dinliyor.
Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış, Anne karnında bebeleri Süngülüyor. İngiliz - Fransız destekli Sülükler, Türk'ün Kan'ını içerek besleniyor.
Şahin bey Antep'ten seslenir, Yakışmaz Türk'e Esaret Ar gelir. Adana'dan Sinan Paşa cevap verir, Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.
19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında, Mustafa Kemal'im Bandırma Vapurunda. Özgürlük Meşalesi tutuştu Samsun'da, Yayıldı dalga dalga Anadolumda.
Mustafa Kemal'im Bayrak olup, Esti Samsun'dan Yurdum üzerine. Zulmün kahredici Güneşi olup, Dogdu Emperyalist güçlerin üzerine.
Savunmasız Yurdum işgal selinde, Esaret ölümdür gönül telinde, Kefen teninde,Şehitlik dilinde, Toplandı Milletim Ata'nın emrinde.
Ondokuz Mayıs Gençlik Bayramı, Gençler Sporla kutlar Bayramı, Atatürk'ün gençlige büyük armaganı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.
Zulmün sonu,Özgürlügün başı, Cumhuriyet yolunun ilk yapı taşı, Türk'ün kurtuluş umudunun gözyaşı, Ezilmişliğe başkaldırının sembolü bugün. İshak Özlü
19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı 19 Mayıs gençlik ve spor bayramı Spor yapsın gençler demiş Atatürk İstemem evde boş durup da yatanı Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Sporcu dediğin centilmen olmalı Zeki çevik ve atılgan olmalı Güzel ahlaklı ve mütevazı olmalı Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Sigara içkiyi içmeyin demiş Sporu gençlere tavsiye etmiş Bu bayramı gençlere hediye etmiş Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Sağlam vücutta sağlam kafa istemiş Cumhuriyeti gençlere emanet etmiş Sporun faydasını yıllar önce söylemiş Spor yapsın gençler demiş Atatürk
Spor kardeşliktir yarış bahane Hem kültürdür hem örf hem de anane Spor yapmayan ya delidir yada divane Spor yapsın gençler demiş Atatürk Güner Kaymak
Atatürk'ten Son Mektup Siz beni halâ anlayamadınız . Ve anlamayacaksınız çağlarca da... Hep tutturmuş 'Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u' diyorsunuz. Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz . Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık, bırakın rahat etsin anılarda şehitler. Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin. Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ? Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil. Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.
Bana, muştular getirin bir daha, uygar uluslara eşit yeni buluşlardan.. Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ? Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ? Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda, halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz . Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın ! Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların.. Mustafa Kemâl'i anlamak göz boyamak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ; Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil. Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar.. Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar... Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü.. Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş, birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken. Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ? Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla. Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla. Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister, paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter ! Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil... Halim Yağcıoğlu
|