10/10/2009 - ÖĞRENCİLERİMLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ ÜTOPYA ETKİNLİKLERİ
ÖĞRENCİLERİM İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİM ÜTOPYA ETKİNLİKLERİM-2 Her yıl olduğu gibi geçtiğimiz Eğitim- Öğretim yılında da Felsefe dersinde Siyaset Felsefesi konuna geldiğimizde ÜTOPYALAR konusunda öğrencilerim ile etkinlikler yaptım. Her öğrencinin bana hayalindeki gerçekleşmesi zor olan bir ütopya yazmasını istedim. Aslında benim istediğim ütopya Devletin Yönetim biçimi ile ilgiliydi fakat onlar kendilerine göre çok daha farklı şeyler yazarak kimide Devlet Yönetimine değinerek değişik ödevler getirdiler. Oldukçada ilginçtiler. Şimdi ben sizlerle bu yazılan ÜTOPYALARI paylaşmak istiyorum. Hatta içlerinde ilerisi için güzel şeyler vaat eden ve gerçekleştirebilecek çok iddialı çocuklarımda var. Bu yazıları okuyunca sizlerde bana hak vereceksiniz. İSMİ OLMAYAN BİR ÜTOPYA Benim hikâyem ismi olmayan herhangi bir dünya hakkında. İçinde yaşayan insanlar farkında olmasa da bu dünya tek bir topluluk tarafından yönetiliyor. Dünyadaki ülkelerin liderleri bu topluluğun kararları sonucu seçiliyor. Seçimler sadece insanların kendilerini özgür hissetmelerini sağlamak için yapılıyor. Dünyanın önde gelen yöneticileri bu topluluktan emir alıyor ve diğer dünya ülkelerinin yöneticilerini etkiliyor. Dünya halkları bu topluluğun varlığından habersiz topluluktaki insanları ise kimse bilmiyor. Topluluğun üyeleri belli aralıklarla seçimler yapıp yeni üyeler alıyorlar. Bu sayede varlıklarını sürdürebiliyorlar. Bu topluluk bütün ülkelerin kazançlarından pay alıyor ve kendi Amaçlarına göre bu kazançlarını yönlendiriyorlar. Bütün savaş kararları bu topluluk tarafından veriliyor. Fakat unlar inanılmaz bir gizlilik içinde yürütülüyor. Dünyanın en çok kazanç sağlayan şirketleri bu topluluğun elinde. Dünyanın bütün ekonomisini ve borsasını onlar yönetiyor. Bu topluluğun içindekiler hiçbir dine inanmıyor. Fakat geri kalmış ülkeleri yönlendirebilmek için dinleri kullanıyorlar. Bütün ihtilal kararları bu topluluk tarafından veriliyor. İhtilal başlatan insanlar, bu topluluk tarafından önceden eğitiliyor. Ve bu ihtilaller sırasında bu halk kahramanları bu topluluktan ve topluluğun diğer ihtilalcilerinden yardım alıyor. İhtilal konusunda başarısı olanlar topluluk tarafından ortadan kaldırılıp, halka intihar olarak gösteriliyor. Basın yayın organları bu topluluğun etkisi altında. İstedikleri karışıklığı çıkarıp sonra duruma düzen getirme bahanesiyle el koymak için, saldırılar düzenleyip halka istedikleri gibi göstermek için basın-yayını kullanıyorlar. Bu yüzden topluluğun işi hiç zordeğil. Hastalıklar ve virüsler biyolojik silah olarak kullanılıyor. Bu topluluğun izini bulan veya şüphelenen herhangi biri olursa ortadan kaldırılıp, kaza veya intihar süsü veriliyor. İmran Azat GÜNSELİ 11/A KÜÇÜK DÜNYA ÜTOPYASI Küçük insanların yaşadığı, herkesten saklı sevimli bir ülkedir burası. Bu küçük dünya koskocaman bir çınar ağacının içindedir. Sihirli sözcükleri bilmeden, söylemeden bu dünyaya girilememektedir. Ama bu insanları hem kendi dünyalarına hem gerçek dünyalarına bu sihirli sözcükleri bildikleri için rahatça girip çıkarlar. Bu küçük ülkedeki küçük insanların hepsinin küçük rengârenk kanatları vardır. Halk kendilerinin belirlediği, istediği çiçeklerin içinde yaşamaktadırlar. Bu ülkede para yoktur. Bu ülkede herkes kendi yetiştirdikleri bitkilerle, hayvanlarla beslenmektedirler. İhtiyaç duydukları yetiştiremedikleri şeyleride takas yoluyla komşularından temin etmektedirler. Bu ülkede hep huzur hâkimdir. Asla kavga çıkmaz. Hiç kimse birbiriyle tartışmak istemez. Bu ülkede her ailenin evcil bir hayvanı vardır. Bu hayvanlar çok akıllıdır. Denilen her şeyi anlarlar Hatta işlerinde insanlara yardım ederler. Bu ülkede hiçbir şey bozulmamıştır. Doğa hiçbir şekilde kirlenmemiştir. Bu küçük insanların her birinin farklı farklı yetenekleri vardır. Kimi icat yapar, kimi matematikte iyidir. Kimi iyi resim yapar… Herkes mutlaka kendini geliştirmiştir. Yaşadıkları evin içinde hiç lüzumsuz eşya yoktur. Her şey mutlaka işe yarar. Ayrıca teknolojide de çok gelişmişlerdir. Bu çiçeklerin içinde ne ararsan vardır. Halk özel yeteneklere çok önem verdiği için çocuklarını belirli yaşlardan sonra özel yetenek okullarına yollarlar. Buradaki eğittim çok gelişmiştir. Burada herkesin ilgi alanına ve yeteneğine göre özel eğitim verilir. Bu dünyada her şey adaletlidir, huzurludur, düzenlidir. Huzuru bozanlar yalnız bırakılır. Hatasını anlayana kadar konuşulmaz. Zaten bu ülkede kargaşada çıkmaz. Bu ülkede devlet kavramı yoktur. Herkes bilinçli olduğu için kendilerini yönetebilirler. Gizem SEÇGİN 11-A ZAMAN KAVRAMI OLMAYAN ÜTOPYA Zaman kavramı olmayan bu güzel idea’da herkes bilinçli ve mutlu yaşıyor. Çünkü herkes yapması gerekenleri, sorumluluklarını biliyor. Kişiler için zaman kavramı olmadığından ölüm-doğum gibi kavramlarda yok. Diğer ütopyalardan gelenler bu ülkeyi kolay kolay bulamıyor. Çünkü bu ülkenin temeli sevgiye dayalı. Sevgisiz olan içinde sevgiye zıt duygular besleyen kişiler için böyle bir ülke yok. Benim ütopyam kocaman güzel bir orman ve etrafında her türlü ayvanın olduğu güzel bir yer. Oradaki kişiler standart bir yaş ve bedende. Herkes 20–25 yaşları arasında standart bir vücuda sahip ama şimdide olduğu gibi göz rengi, parmak izi gibi eşi benzeri olmayan şeyler aynen geçerli. Çünkü herkesin aynı olması birbirine benzemesi hoş değil. Sadece yaş ve vucud bakımından aynılar. Ama doğum- ölüm kavramı olmadığı için üremeye de gerek yok. Bu ülkede ara kavramı yok. Herkes istediğini alabiliyor. Çünkü herkesin yaşam şartları aynı kıskançlık hırs gibi duygular bu ülkede barınmıyor. Herkes bilimsel gelişmelere önem veriyor. Ülkenin sevgi ile gelişebilmesi için ellerinden ne geliyorsa yapılıyor. Fakat güzel ülkelerine zarar vermeyecek şekilde. Güneş enerjisinden, rüzgârdan vb. olaylardan yararlanmasını iyi biliyorlar. Bu sebeple küresel ısınma, susuzluk gibi kavramlar yok. Burada doğal olan her şey var. Yağmurun yağması, rüzgâr vb. olayların olması ve burada da 4 mevsim var. Her mevsim dolu dolu yaşanıyor. Her mevsim gerektiği kadar soğuk, sıcak ve gerektiği kadar rengârenk. Hiç kimse birbirinden daha üstün olmadığı için istedikleri zaman çalışıp istedikleri zaman eğlenebiliyorlar. Herkes spor faaliyetleri yapıyor. Hayvanlara bakıyor onlarla dost olarak yaşıyorlar. Hasta olanlar ise sevgi ile iyileştiriliyor. Ama ölümcül hastalıklar yok. Hasta olan kişiyi topluluk ne kadar seviyorsa o kadar çabuk iyileşiyor. Aşk diye bir duygu yok. Kimse kimseye âşık olmuyor ama herkes birbirini seviyor. Bu kadar sevgi dolu, güzel, hoşgörülü bir ülkede herkes mutlu ve mesut yaşıyor. Nesrin YILMAZ 11-B
|