9/4/2008 - Otizmli Çocuklarda PECS Eğitimi
OTİZMLİ ÇOCUKLARDA PECS EĞİTİMİ
Tam olarak nedeni tespit edilemeyen otizm,
çocuklarda 3 yaşından önce ortaya çıkan, dil, iletişim, sosyal ilişki kurma ve
oyun alanlarında yetersizlik, sınırlı ilgi gibi belirtileri olan, yaygın
gelişimsel bir bozukluk olarak tanımlanıyor.
Otizmin nedeni?
Araştırmalar sonucu beyin sistemindeki bir ya da daha fazla fonksiyonun
fizyolojik olarak bozulmasından kaynaklandığı görüşü ağırlık kazanırken, bazı
araştırmalarda ise otizmin daha çok genetik nedenlere bağlı olduğunu ortaya
koyuyor.
Çocuğunuzun otistik olduğunu nasıl
anlayabilirsiniz?
-Oyuncaklarla amacına uygun olarak oynamaz, karşılıklı oynamakta zorlanır.
-'Gel', 'otur', 'ver' gibi basit talimatları anlamakta ve uygulamakta zorlanır.
-Seslenildiğinde bakmaz.
-Bir şey istediği zaman sizi oraya götürür, sizin elinizi kullanarak elde
etmeye çalışır.
-Bir şey söylenildiğinde duymuyormuş gibi davranır, ancak sevdiği bir müzik,
bir reklam olduğunda arkadaki odadan duyup gelir.
-Heyecan, mutluluk, üzüntü gibi ifadeleri belirtemez. Karşısındakinin duygu,
ifadeleriyle ilgilenemez.
-Göz kontağı kurmaz.
-Belli bir şeye dikkatini vermez.
-Yaşı geldiği halde konuşamaz.
-Dönme, sallanma, elleriyle değişik hare-ketler yapma gibi davranışlar
gösterir.
Otizmli çocuklar yetişkinlerle ve yaşıtlarıyla bir ilişkiyi devam ettiremezler.
Bu nedenle otizmli çocukların eğitimlerinde karşılıklı ilişkiyi başlatma ve
sürdürme becerileri üzerinde durulması önemlidir. Bir çok aile ve uzman,
iletişim problemi olan bu çocuklara konuşmayı öğretmek için çeşitli yöntemler
denemektedirler. Böyle bir eğitimde öncelikle çocuğa göz kontağı kurma becerisi
kazandırılır. Daha sonra değişik sesleri tanıtmaya ve bu sesleri taklit etmeye
yönelik çalışmalar yapılır. Bu tür çalışmalarda yanıt alınması çoğunlukla uzun
bir süreç gerektirir. Bu öğrenme süresince çocuğun iletişim tarzı değişmemekte,
yaşıtlarıyla ve yetişkinlerle yaşadığı iletişim güçlükleri devam etmektedir. Bu
nedenle otizmli çocukların eğitiminde temel hedef karşılıklı iletişim
becerilerinin kazan-dırılması olmalıdır.
Otizmli bireylerde iletişimi sağlamak için işaret
dili-nin geliştirilmesi, sözel iletişimin gerçekleştirilmesine yönelik
terapiler gibi yöntemler, genellikle çocukların işlevsel konuşma öncesinde
hareket ve ses taklidi becerilerini kazanmış olmasını gerektirir. Otizmli
çocukların çevreleriyle iletişim kurmalarını ve kendilerini rahat bir şekilde
ifade etmelerini sağlayan PECS (Picture Exc-hange Communication System)
yöntemi, 1994 yılında “Delaware Otizm Programı” içinde Bondy ve Frost
tarafından ge-liştirilmiş bir yöntemdir.
PECS aracılığıyla çocuk kendini ifade olanağı bulur. Bu yöntemde çocuğun
kelimelerinin yerini resimli kartlar almaktadır. Çocuk istediği yiyeceği veya
etkinliğin resmini anneye ya da eğitimcisine vererek kendini ifade eder ve
böylelikle istediğine ulaşır. PECS çocuğun evde ve okulda davranışlarını
düzenlenmesine yardımcı olmaktadır.
PECS Programı altı aşamadan oluşmaktadır:
1. Çocuk fiziksel destekle istediği yiyeceğin kartını vererek yiyeceğe ulaşmayı
öğrenir.
2. Bu beceriyi doğal bir şekilde yapmayı öğrenir.
3. Resimlerin ayırt etmesinin öğretildiği aşamadır.
4. Cümle yapılarının oluşturulmasına geçilir.
5. 'Ne istiyorsun?', 'Nereye gidiyorsun?' sorularına yanıt vermeyi öğrenir.
6. Çocuk artık farklı sorulara uygun yanıt verebilecek bir düzeye gelir. Bu
sistem Bondy ve Frost tarafından Delware'de beş yaş ve beş yaş altı, 85 çocukta
kullanılmıştır. Çalışma kapsamına alınan çocukların iletişim becerileri
yetersizdir. PECS eğitimi aldıktan sonra bu çocukların 66'sı bir yıldan fazla
sürede PECS'i kullanır hâle gelmiştir. 44'ü bağımsız olarak konuşmayı, 14'ü ise
resimlerle konuşmayı öğrenmiştir.
Her çocuk keşfedilmesi gereken farklı bir dünyadır. Bireylerin kişisel
özellikleri göz önüne alınarak eğitim programları düzenlenmeli, her çocuğa
ulaşmak için farklı yöntemler denenmelidir. Bu nedenle eğitimcilerin ve
ailelerin farklı yaklaşımlara ve yöntemlere açık ve ilgili olmaları, çocuğun
gelişimsel ve eğitsel olanakları yakalamasına yardımcı olacaktır.
OTİZM’İN TEDAVİSİ
Otizmin nedeninin kesin olarak bilinememesi tedavi yaklaşımlarını
sınırlamaktadır. Şurası unutulmamalıdır ki otizm tedavisinin ilk ve en önemli
aşaması, ailenin hastalık hakkında bilgi sahibi ol-masıdır. Çünkü tedavi içinde
aile aktif olarak rol almalıdır. Bunun için tedavi ekibi ile işbirliği yapmak
zorundadırlar. Gerginliğini üzerinden atamamış, sabırsız ve beklentisi yüksek
olan ailelerin tedaviyi sürdürebilmeleri imkânsızdır. Hastalığa özgü bir ilaç
henüz yoktur. Ancak kendine ya da etrafına zarar veren, huzursuz, uy-kusuz,
aşırı hareketli çocuklar için bazı ilaçlar kullanılmaktadır. Şu anda asıl
olarak üzerinde durulan çocukları otistik halden çıkarmaya yönelik davranış ve
eğitim programlarıdır. Burada amaç çocuğun sosyalleşmesini ve ilişki
kurabilmesini sağlamaktır. Çocuğun zeka düzeyine göre konuşma ve okuma yazma
eğitimi verilebilir. Bu çabaların asıl amacı çocuğun dış dünyaya uyumunu
sağlamaktır. Bu programların yetkili ve ehliyetli insanların katkısıyla
sür-dürülmesi gerekir. Kısa vadede sonuç beklemek doğru olmaz. Tedaviden alınacak
sonuç çocuğun zekâ düzeyi ile yakından ilgilidir. Zekâ düzeyi dü-şük, konuşması
geri çocukların tedaviden yararlanma oranları ol-dukça düşüktür. Otistik
çocukların ancak yüzde 10'u ileriki yaşamlarında başkalarına muhtaç olmadan
yaşamlarını sürdürebilirken, büyük kısmı yardımsız ve bağımsız yaşayamaz.
Kaynakça
- Çoluk Çocuk Dergisi, Haziran 2003.
- Bebeğim Dergisi, Ocak 2002.
Sapiens'in 1. sayısından alınmıştır...
Otizm, iletişim VE PECS
Ertan Görgü
Kültürün onlarca farklı tanımı yapılabilmesine
rağmen aynı kültüre mensup insanların bir takım ortak özellikleri olduğu
tartışmasızdır: yemek yeme, giyinme, çalışma, günlük olayları yorumlama, boş
vakitleri değerlendirme, eğlenme hatta düşünme davranışları birbirine benzer.
(Elbette bireysel farklılılar vardır; ama bir kültür başlığı altında
toplayabiliyorsak daha da önemlisi kendilerini öyle tanımlıyorlarsa belli
ortaklıklar vardır. Bu fark içeriden çok büyük dışarıdan da çok küçük görünür:
kardeşimiz ya da ana babamızdan ne kadar farklı olduğumuz bizim için kesindir
ama bütün zencileri ya da Çinlileri aynı zannederiz.)
Bir kültürün olmazsa olmazı iletişimdir.
Duygular, düşünceler, fikirler, istekler, bilgiler bir diğerine aktarılır;
karşıdaki her zaman istendiği gibi karşılık vermese de anladığı kesindir.
İletişimde en çok kullanılan araç ise dildir.
En azından herkesin bir anası ve ana dili vardır. Başkaca görsel, dokunsal
yolla ya da işaretler kullanılarak da iletişim kurulabilir.
Farklı kültürler arasında maddi olmayan bir
alışveriş ancak çevirmen aracılığıyla mümkün olabilir.
Dünyayı anlamak/anlamlandırmak için genelde
yaptığımız gibi belli bir grup insanı da otistik kategorisi içine sokarak
tanımlamaktayız. Bize göre azınlıktırlar ve bizim kurduğumuz bir dünya içinde
yaşamak zorunda olduklarından çeşitli sıkıntılar çekmektedirler. Otistiklerin
bizden farklı düşünme sistemleri, farklı yemek yeme stilleri, farklı boş zaman
değerlendirme yöntemleri, farklı giyinme şekilleri vb. vardır. Kendi aralarında
bir iletişimleri dolayısıyla da homojen bir grupları olmadığından otizme kültür
demek zordur. Ama değerleri ve işleyişi normaller tarafından oluşturulan
bir dünyada yaşayan otistiklerin zaman zaman da olsa bize ne
istediklerini/istemediklerini anlatma zorunluluğu doğmaktadır.
Konuşmanın bir iletişim yolu olduğunu ve
iletişimin için başka yollar da bulunduğunu kabul edersek daha geniş açıdan bakabilmeyi
sağlarız. Eğer otizmli bireyleri farklı bir kültüre benzetiyorsak, farklılığın
biyolojik doğasına uygun bir iletişim yöntemi kullanmamız gerekir. Bu tıpkı
görme engelli bireyler için Brail Alfabesinin kullanımı gibidir. Eğer
kullanılan iletişim sistemi biyolojik yapıya uymuyorsa ve biyolojik yapıyı
desteklemiyorsa sonuç alınamayacaktır. (Bu durum, insanların uçmaya zorlanması
gibidir; insanların biyolojik olarak uçması mümkün değildir ve bu konudaki her
çalışma başarızlıkla sonuçlanacaktır.)
Otizmli bireylerin yaklaşık yarısının yaşam
boyu hiç konuşmadığı, geriye kalan kısmının ise yaklaşık %80nin anlamlı bir
konuşma geliştiremediği yani iletişemediği belirtilmektedir. Bu durumda
dikkatlerin yöneltilmesi gereken nokta konuşan ancak iletişemeyen
otizmlilerdir. Eğer bir birey konuşuyor ancak iletişemiyorsa, o halde iletişim
için konuşma yeterli değildir.
Bir çok aile ve uzman otistik çocuklara
konuşmayı öğretmek için çeşitli yöntemler denektedirler. Ancak bu çalışmalara
yanıt alınması çoğunlukla uzun bir süreç gerektirir. Ayrıca otistik çocukların
bu çalışmalara katılabilmesi için temel bazı becerileri kazanmış olması
beklenir. Bu beceriler, göz kontağı kurabilme, yönergeleri takip etme, taklit
becerilerine sahip olma, konuşmaya istekli olma ve belirli bir zaman diliminde
karşılıklı olarak oturup ortak bir noktaya dikkat edebilme becerileridir.
Ancak bu beceriler otistik çocuklarda zor gelişen alanlardır. Bu nedenle
bu becerilere sahip olamayan çocuklar bu iletişim yöntemlerinden çoğu kez
yararlanamazlar. Bunun yanında çalışma sırasında öğretilmesi amaçlanan
kelimeler çoğu kez yetişkinler tarafından seçildiğinden otistik çocuklar için
bir anlam ifade etmemektedir. Bu durumda çocuk kelimeleri kazansa bile iletşim
tarzı değişmediği için dili bir iletişim aracı olarakta kullan(a)mamaktadır.
Otizmli bireylerin iletişim becerilerindeki farklılık (yetersizlik) bu
çocukların konuşma becerilerini geliştirmekle yakından ilgilidir.
O halde, yapılması gereken nedir?
Öncelikli olarak otizmli bireylerin kendi iletişim yolunun kabullenilmesi
gerekir. Eğer kişi kendini resimle ifade edebiliyorsa bunu görmezden gelip
konuşmaya zorlanmamalıdır. Çocuğun kendi biyolojik dili kabul edilmelidir.
Otizmli bireylerde yaygın olarak kullanılan
alternatif iletişim sistemlerinden birisi görsel yöntemleridir. Bunun sebebi
bir çok çocukta görsel hafıza ve kodlamanın diğer alanlara göre daha gelişmiş
olmasıdır. PECS (Picture Educational Communication System/resim değiştirme
yoluyla iletişim sistemi) bu alternatif görsel yöntemlerden birisidir.
PECS in amacı çocuğa iletişim becerilerini kazandırmaktır. Bu beceriler
kazandırılırken her biri kendi içinde değişik basamakları olan 6 aşamadan
geçilir. Otizimli bireyler , 1. aşamada temel değiş tokuşu, 2. aşamada
doğallığı, 3. aşamada resimleri ayırt etmeyi, 4. aşamada cümle
yapılarını, 5. aşamada Ne istiyorsun?, Ne görüyorsun? sorusunu ve
6. aşamada karşılıklı soru cevabı öğrenirler.
Niçin PECS;
1. Mesajı iletecek çocuk açısından karmaşık becerilerin kullanılması
gerekmez.
2. Mesajı alanın ek öğrenmeler yapması gerekmez.
3. Kolayca heryere taşınabilir.
4. Maliyeti düşüktür.
5. Uygulamacılara öğretilmesi kısa sürer.
6. İşlevsel iletişim becerilerinin öğretilmesiyle, çocuk ve çevresi
arasında etkileşimler artar.
Ayrıca; çocukların pek çok alternatif yöntemde önkoşul olan aşağıdaki
becerilerin hiçbirini kazanmış olmasını gerektirmez;
- Yetişkinin yönergesini ya
da ip ucunu alabilme.
- Hareket ya da ses taklidi
yapabilme.
- Göz kontağı kurabilme.
- Sandalyede sessizce
oturabilme.
- Resim ya da nesne
eşleyebilme.
PECS e çocuğun çok sevdiği ve sevmediği
yiyecek, oyun ve etkinliklerin bir listesi hazırlanarak başlanır. Daha sonra bu
listedekilerin kartları hazırlanır. Her kartın üstüne o nesnenin ya da etkinliğin
ismi yazılır. Ayrıca bir pano ve ileri aşamalarda kullanılmak üzere bir defter
hazırlanır.
Başlangıçta iki eğitimciyle çalışmaktadır. Bir
eğitimci çocuğun iletişim kurduğu kişi olurken diğer eğitimci çocuğun sürekli
destekleyicisidir. Bu yöntemde aile eğitimin dışında tutulmaz. Yöntemi mutlaka
ailenin bireyleri de öğrenmelidir ve evde yapılacak uygulamalar doğal kullanım
için çok önemli bir yere sahiptir. Çocuğun bulunduğu her yerde eğitime devam
edilebilir. İlerleyen aşamalarda eğitimci sayısı bire indirilip
anne-eğitimci-çocuk birlikte çalışabilirler.
PECS in önemli bir özelliği doğal olmasıdır.
Çocuklar diğer yöntemlerde istenen bir davranışı yerine getirdikten sonra bir
ödül alırken bu yöntemde şeker istedikleri için şeker alırlar. Bu nedenle
yöntem çok çabuk bir şekilde farklı mekanlara ve kişilere genellenerek
kullanılabilir.
Çocuklar isteklerini elde ederken aktif haldedir ve sözel dilleri sürekli
olarak desteklenir. Zaman içinde öğrenilen beceriler oturur ve görselliğe
dayalı bir iletişim tarzından sözle iletişime geçiş yapılır. Kuşkusuz bütün
çocuklar sözel geçişi sağlayamayabilirler. Bu durumda da bu çocuklar herkesin
anlayabileceği bir iletşim tarzını kullanmayı öğrenmiş olacaklardır. Tıpkı
işaret dili gibi ancak daha rahat ve daha fazla kişinin anlayacağı bir dil
kullanıyor olacaklardır.
Bu yöntemi öğrenen çocuklar kendilerini ifade
edebildikleri için çoğu kez ek bir çalışma yapılmadan davranış problemleri
azalır, aile ve çevresindeki günlük yaşantıları düzene girer.
PECS çocuğun evde ve okulda davranışlarının
düzenlenmesine yardımcı olur. Bu yöntemde çocuğun sevdiği yiyecek, etkinlik ve
oyunlardan başlandığı için çocukların motivasyonları yükselmektedir. Çocuk tüm
iletişimleri başlatandır.
PECS farklı iki kültürdeki kadar ayrı bireyler
için alternatif ve ortak bir dil oluşturur. Ancak bu ortak dil sağlandıktan
sonra ikinci bir dil öğretilebilir.
Yapılan araştırmalarda PECS uygulanan otizimli
çocukların %80 nin konuşmayı bir iletişim aracı olarak kullanmayı
öğrenebildikleri belirtilmiştir. PECS öğrenen çocuklar ifade edici dili
iletişim aracı olarak kullanabilmeyi öğrendikleri gibi alıcı dilleri ve sözcük
dağarcıkları da gelişmiştir. Buna karşın bu alternatif sistemin konuşma
gelişimini engellediğine ya da geciktirdiğine ilişkin hiç bir bilimsel bulgu
yoktur.
Peki bu yöntem her otizmli bireye uygun mudur?
Otizm ve iletişim problemi olan, konuşmayı bir iletişim aracı olarak
geliştirememiş ve 1,5 yaşını geçmiş her çocukta kullanılabilir.
Bu yöntemi uyguladığımız çocukların tamamında
davranış problemlerinde azalma, iletişimde artma, oyun becerilerinde artış
gözlemledik. Gecikmiş ekolali veya ekolalisi olan çocuklar, dili bu yöntemle
işlevsel olarak kullanabilir hale gelmişlerdir. Ayrıca ilerlemiş yaşlarda
olmalarına rağmen hiç konuşmayan bazı otistik çocuklarda işlevsel tek tek
kelimelerle konuşmaya rastlanmıştır. Çalışmaları yürüttüğümüz tüm
çocukların daha sakin, mutlu ve eğitime daha motivasyonlu hale
geldiklerini de gözlemledik. Çalışmalarımız sırasında, görsel yetileri
iyi olan, talep eden, gelişimsel olarak bir buçuk yaşına ulaşmış çocuklarda
daha olumlu ve hızlı gelişmeler olduğunu saptadık.
PECS i konuşamayan diğer gelişimsel farklılığı
olan çocuklarda da (spastik, gelişim geriliği vb.) kullandık ve bu
çocukların da çok hızlı bir şekilde bu yöntemi kullanmaya başladıklarını
gözlemledik.
Farklı gelişim gösteren bireylerle çalışan
uzmanlar ve onların aileleri farklı iletişimsel yöntemlerine açık olmalıdırlar.
Bireylerin bireysel özellikleri göz önüne alınarak eğitim programları
düzenlenmeli, her çocuğa ulaşmak için farklı yöntemler denenmelidir. Var olan
sıkıntıları aşmak ve bu bireylerin eğitimsel, gelişimsel yaşantılarına
destek olabilmek ancak bu yolla mümkün olacaktır.
|