nero

mitolojik

script type="text/javascript">

ali

Elizabeth Taylor Kimdir? Hayatı Ve Fotoğrafları-2

 

           ELİZABETH TAYLOR KİMDİR 

            HAYATI VE RESİMLERİ-2

 

Taylor'ın Nicky Hilton'la evliliği uzun soluklu olmadı ve ancak 9 ay sürerek 1951'in başında sona erdi. Boşanmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra ünlü aktris, 1952'de bu defa aktör Michael Wilding'le dünyaevine girdi. Taylor, Wilding'ten, Michael Howard ve Christopher Edward adında iki erkek çocuk dünyaya getirdi.

1954 yılı, Taylor için oldukça yoğun geçti. Bu dönem boyunca birçok filmde boy gösterdi: Rhapsody, Beau Brummel, The Last Time I Saw Paris ve Elephant Walk.

1956 yılına gelindiğinde, 22 yaşına basmış ve fiziksel görüntüsü oturmuş olan Elizabeth, başrolünü unutulmaz aktör James Dean'le birlikte paylaştığı, "Giant" filmiyle büyük başarı yakaladı. Yine George Stevens imzası taşıyan film, Edna Ferber'in aynı adlı romanından uyarlanmıştı. Ancak, büyük bir talihsizlik sonucu, film gösterime girmeden önce bir trafik kazasında hayatını kaybeden James Dean, son beyaz perde eserini göremedi. Ertesi yıl, Taylor, Oscar Ödül Töreni'nde kendisine En İyi Kadın Oyuncu adaylığını getirecek olan "Raintree Country" adlı filmde, Susanna Drake karakterini canlandırdı. Filmin eksik yönlerine rağmen, Elizabeth'in başarılı performansı adaylığa layık görüldü. Ancak ödül, "The Three Faces Of Eve"deki performansıyla Joanne Woodward'e gitti.

1957'nin başında, Taylor - Wilding evliliğinin sona ermesinin ardından, yıldız oyuncunun Michael Todd'la birlikte olduğu haberleri yayıldı. Bunları doğrularcasına, Taylor'un evliliğinin hemen arkasından hayatlarını birleştiren çiftin mutluluğu yine kısa sürdü. Çünkü ertesi yıl Todd, trajik bir uçak kazasında hayatını kaybederek, Liz'i, dünyanın en güzel dulu ünvanıyla ve kızları Elizabeth Frances'le başbaşa bıraktı.

Sanatsal başarılarının yanı sıra, özel hayatıyla da gündem malzemesi haline gelen aktrisin ünü daha çok artmaya başladı. Öyle ki, şarkıcı Eddie Fisher ve oyuncu eşi Debbie Reynolds'ın aralarının bozulmasına Taylor'ın neden olduğu ve ünlü şarkıcıyı Reynolds'un elinden aldığı yönünde patlak veren skandallar, her biri kendi dalında zaten başarılı olan bu üçlünün ününe ün kattı.

Sanatçının güzelliğinin yanı sıra, fiziksel özelliklerinin de ön plana çıkarılmaya başlandığı film olan "Cat on a Hot Tin Roof", 1958'de çevrildi. Maggie Pollit karakterini canlandıran Liz Taylor, filmdeki performansıyla bir kez daha En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterildi. Ancak bu defa da ödülü, Susan Hayward'a kaptırdı. Ertesi yıl Tennessee Williams'ın romanından uyarlanan "Suddenly Last Summer" filmindeki güçlü ve cesur oyunculuğuyla, sinema sektöründe bir çeşit hot meta haline geldi. Yine bu başarısıyla da akademi ödüllerinde aday gösterilmesine rağmen, ödülün sahibi Simone Signoret oldu. 1959'da, Taylor, bir kez daha "evet" diyerek, Eddie Fisher'la hayatını birleştirdi.

1960'da, M-G-M'le sözleşmesinin bitmesine az bir süre kalmasına rağmen, "Butterfield 8" filminde, eşi Eddie Fisher'la başrol oynamak için şirketle anlaştı. Nihayet Butterfield 8 ile, Lisa'nın Oscar hayali gerçekleşti. Film, her ne kadar eleştirmenlerden tam not almasa da, Taylor'ın performansı etkili bulundu ve ünlü aktris, En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almaya hak kazandı. Sonradan trafik kazasında hayatını kaybedecek olan evli bir adamla flört eden bir tele-kızı canlandırdığı bu filmle, yeteneğini taçlandıran Liz Taylor, sözleşme süresinin sona ermesiyle, M-G-M'den ayrıldı.

1963'te, o zamana göre astronomik sayılabilecek bir ücretle (bir milyon dolar civarında); "Cleopatra" filminde, daha sonradan beşinci evliliğini gerçekleştireceği Richard Burton'la birlikte başrol oynamayı kabul etti. Bu başarılı yapıtın ardından, Burton'la Taylor, yaşadıkları fırtınalı ve tartışmalı aşk skandalıyla gündeme geldi. Çiftin yine 1963'te birlikte çevirdiği "The V.I.P.'s" filmiyle gün yüzüne çıkan ilişki, magazin medyasının o güne dek ele aldığı en tartışmalı skandallardan biriydi. Bu ilişkinin skandal olarak değerlendirilmesinin nedeni, olay ortaya çıktığında, her ikisinin de başka kişilerle evli olmasıydı. O zamanın tabloid gazeteleri Taylor'ı, ahlaksız kadın sıfatı yerine kullanılan, "Scarlet Woman" şeklinde lanse etti ve bir Vatikan gazetesi, aktris hakkında "erotik serseri" gibi aşağılayıcı bir ifade kullandı. Tüm bu tartışmalara rağmen Taylor, 1964'te Fisher'dan boşanarak, Burton'la hayatını birleştirdi. Elizabeth'le Fisher, bir kız çocuğu evlat edinmek için gereken işlemleri başlatmışlardı. Ancak bu olayların üzerine, Burton seçtikleri kız çocuğunu Maria Burton adıyla nüfusuna geçirdi.

1966 yılına kadar birçok filmde daha boy gösteren ünlü aktrisin sergilediği performanslar, yeteneğine oranla zayıf kaldı. Ancak, 1966'daki "Who's Afraid of Virginia Wolf" filmindeki Martha rolüyle eski formuna kavuştu. Eşi Burton ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllü Sandy Dennis'le birlikte yer aldığı bu çalışmayla, ikinci Oscar ödülünü almaya hak kazandı.

Popüler oyuncunun sonraki filmleri, ne yazık ki beklenen başarıları yakalayamadı. 1967'de Marlon Brando'yla başrolünü paylaştığı "Reflections in a Golden Eye"ın ardından, eşi Burton'la birlikte "The Comedians"ı çevirdi. Sonrasında Franco Zeffirelli'nin "The Taming of the Shrew" filminde oynadı. Ancak bu yapıtların hiçbiri eleştirmenler tarafından olumlu not alamadı. 1968'deki "Doctor Faustus", "facia" olarak değerlendirildi ve aynı yıl çevirdiği "Boom!" filminin hasılatı ise maliyetinin altında kaldı. 1969'daki "Secret Ceremony" ve "The Only Game in Town"dan sonra, bir dönemler film başına milyon dolarlar alan ünlü aktris, yüzdeyle çalışmaya başladı.

Elizabeth Taylor, sinema çalışmalarının yanı sıra, birçok televizyon projesinde de yer aldı. 1973'de eşi Richard Burton'la birlikte, "Divorce His - Divorce Hers" adlı televizyon filmini yaptı. 1985'te ise, dedikodu sütunu yazarı Louella Parsons rolüyle "Malice in Wonderland" TV filminde Jane Alexander'la birlikte oynadı. Sonraları, General Hospital (1981) ve All My Children (1984) gibi pembe dizilerle, North and South (1985) gibi birtakım mini TV dizilerinde yer aldı. 1992'de ise, bir televizyon animasyon serisi olan The Simpsons'da bir bölüm Maggie rolüyle oynadı; bir bölüm de aynı karakteri seslendirdi. Aynı yıl Taylor, Academy of Motion Picture Arts and Sciences kuruluşu tarafından, sosyal projelerdeki etkinliği nedeniyle, Jean Hersholt Hayırseverlik Ödülü'ne layık görüldü. Ertesi yıl ise, AFI Hayat Boyu Başarı Ödülü'nün sahibi oldu.

Taylor'ın son sinema filmi, 1994'de çekilen The Flintstones oldu. 1997 yılının Şubat ayında, beyin tümörü teşhisiyle hastaneye kaldırılan ünlü aktris, başarılı bir ameliyat geçirerek sağlığına yeniden kavuştu. 1999 yılında, İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth tarafından DBE (kadınlara verilen bir tür şövalyelik nişanı) ile ödüllendirildi. 2001'deki These Old Broads adlı televizyon filminde canlandırdığı Berly Mason karakterinden sonra herhangi bir çalışmada yer almadı

Yine 2001'de ünlü aktris, ABD Başkanı Bill Clinton'ın talebiyle Vatandaşlık Madalyası'nın sahibi oldu.

1974 yılında boşanmış olmalarına rağmen, ertesi yıl Burton'la yeniden nikah tazeleyen Taylor, 1976'da bu evliliği tamamen sona erdirdi. Sonrasında, Senatör John Warner ve Larry Fortensky ile olmak üzere iki evlilik daha gerçekleştiren güzel oyuncu, bu birliktelikleri de sürdüremeyerek boşandı. 2004 yılında, konjestiyonik kalp yetmezliği olduğu açıklamasını yapan ünlü sinema sanatçısı, şu anda tekerlekli sandalye ile yaşamını sürdürüyor. Sanatçı önceki zamanlarda, 5 kez kalçasını kırmış, beyin tümörü operasyonu ve cilt kanseri geçirmiş, iki defa da hayati tehlikeye yol açabilecek zatürre nöbeti atlatmıştı. 2006'da hakkında çıkan hastalık söylentilerine açıklık getirmek için Larry King'in canlı şovuna katılan Taylor, Alzheimer hastası olduğu iddialarını yalanladı ve sağlığıyla ilgili ciddi bir sorununun olmadığını ifade etti.

Elizabeth Taylor, sanatsal başarılarının yanı sıra, birçok hümanist projede de yer almaya özen gösterdi. Özellikle AIDS'le savaşma amacını güden birçok yardım kampanyasından desteğini esirgemedi. Yakın arkadaşı aktör Rock Hudson'ın ölümünden sonra, Amerikan AIDS Araştırma Fonu (amfAR) 'nun kurulması için büyük çaba sarfetti. Sonraları ise, bu kötü hastalıkla pençeleşen insanlara maddi destek sağlamak ve bilimsel araştırmalara kaynak oluşturmak amacıyla, "Elizabeth Taylor Aids Fonu" adıyla kendi kuruluşunu oluşturdu.

Elizabeth Taylor, Kabala inancını hayat felsefesi olarak seçti ve Kabala Centre'ın üyesi oldu.

Elizabeth Taylor'ın yaşamındaki en büyük tutkusu, dünyanın en değerli taşı olan elmastı. Özellikle Richard Burton'la evliliği döneminde, bu tutkusunu kolleksiyoner olarak devam ettiren Taylor'un sahibi olduğu iki değerli elmas çok konuşulmuştu: Bunlardan ilki, 33.19 karatlık Krupp Elması ve diğeri de 69.42 karatlık Taylor - Burton Elması'ydı ve her ikisi de Burton tarafından Taylor'a hediye edilmişti. Yıldız oyuncu, 2002'de bu ünlü mücevher kolleksiyonunu ve elmas tutkusunu anlattığı, My Love Affair with Jewelry adlı bir de kitap yazdı. 2005'e gelindiğinde ise, Jack N' Monty Abramov of Mirabelle Luxury Concepts ile ortaklık kurarak kendine ait bir mücevher dükkanı açtı (House of Taylor Jewelry) ve yıllardır süren sevdasını ticarete dönüştürdü. Elde ettiği ticari başarının sınırlarını genişletmek maksadıyla, aynı yıl, Kathy Ireland Worldwide dizayn ve pazarlama şirketiyle ortaklık kurarak oldukça büyük bir satış hasılatı yakaladı. Bunun ardından, "Passion", "White Diamonds" ve "Black Pearls" adını verdiği parfümleri piyasaya sürdü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

platoni Eklenti Kodu
baro
Yorum Yaz
-->
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !