27/6/2009 - SPLİT-BÜKREŞ VE VARŞOVA 'DA NERELERE GİTMELİYİZ.
SPLİT
Dalmaçya kıyılarının en büyük ve en önemli şehri olan Split aynı zamanda başkent Zagreb'ten sonra Hırvatistan'ın en büyük ikinci şehri olma özelliği taşıyor. Split bir Akdeniz yerleşimi ve Adriyatik Denizi'in doğu sahilinde küçük bir yarımada üzerinde bulunuyor.
Split 1700 yıl öncesine uzanan tarihiyle bölgenin en yaşlı şehri olmasıyla da tanınıyor. Hatta yapılan yeni arkeolojik çalışmalar şehrin daha da eskilere giden bir tarihe sahip olabileceğine işaret ediyor. Antik dönemde Split önceleri bir Yunan kolonisiymiş; sonraları Roma İmparatorluğu'nun ve Bizans'ın himayesine girmiş. Orta Çağ'da güney Slavlarının özellikle Hırvatların etkisinde ve daha sonraları Hırvat krallığına dönüşecek olan Medieval Hırvat Devleti'nin yönetimindeymiş. İlerleyen dönemde Venedik ve Avusturya egemenlikleri altında da bulunan şehir I. Dünya Savaşı sonrasında Yugoslavya Krallığı'nın Hırvatlara ait antitesinin idari merkezi olmuş. II. Dünya Savaşı'nın ardından ise Split Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin bir parçası olmuş. 1991'deki bağımsızlık savaşının bitiminde ise Split Hırvatistan'ın en önemli şehirlerinden biri haline gelmiş.
Latincesi Spalatum olan Split'in tarihi merkezi 1979'tan beri UNESCO'nun Dünya Kültürel Miras listesine alınmış durumda. Şehir Hırvat kültürünü en yoğun şekilde yansıtan yerleşim birimlerinden biri olarak tanınıyor. Split'in edebiyat geleneği Marko Marulic gibi isimlerle Orta Çağ'a kadar uzanıyor. Şehir yaşamı geleneklerinin kırsal kesimden gelen göçler sebebiyle yavaşça yok oluşunu konu alan Ivo Tijardovic'in dünyaca ünlü opereti 'Little Floramye' (Mala Floramye) de Split'i üne kavuşturan kültürel ögelerden biri. Split ayrıca biri Antik Çağ'a diğeri Orta Çağ'a ait olmak üzere iki önemli arkeolojik müzeye evsahipliği yapıyor.
Split'in tarihi merkezinin en canalıcı noktası Roma İmparatoru Diocletianus'un M.S 295'te inşa ettirmeye başladığı Diocletian Sarayı. Sarayla ilgili en ilgi çekici kısım Diocletianus'tan başka hiçkimsenin burada yaşamamış olması. İmparatorun 316'daki ölümünden sonra saray hep boş kalmış. Yüksek duvarlarla çevrili olduğu için günümüze kadar oldukça sağlam bir şekilde korunan saray ve etrafındaki yapılar tarihi merkezin neredeyse tamamını içine alıyor. Tarihi taşların üzerinde yürürken dar geçitlerden labirenti andıran koridorlardan ilerlemek mümkün. Yeşil panjurlu taş evlerle çevrili birbirini kesen sokakların her biri sütunlar arasına gizlenmiş aaaifli meydanlara açılıyor. Yaz akşamlarında bu meydanlarda sizi Norah Jones sesli kadınların tatlı ezgileri karşılıyor.
Split'in kültürel ve tarihi yapılarının çoğu Diocletian Sarayı'nın yüksek surlarının içinde yer alıyor. Buna ek olarak birçok müze Ulusal Tiyatro binası eski kiliseler ve diğer arkeolojik alanlar Split ve bölgesini kültürel çekiciliğin başkenti haline getiriyor. 1995 Split tarihi açısından çok anlamlı bir yıl olarak kutlanmış. Diocletianus'un hayatının son günlerini geçirdiği sarayını inşa ettirmeye başlamasının tam 1700. yılıymış 1995. Saray bugün yerel halk için hem yaşayan bir tarihin hem de modern kültürün önemli bir sembolü. Split'in en hareketli yerleri saray duvarları içinde hayat buluyor. Sarayın Altın Gümüş Demir ve Bronz olarak isimlendirilmiş dört ana giriş kapısı bulunuyor. Ekonomik hayatın en canlı köşelerinin yanı sıra kafeler dükkanlar müzeler ve sanat galerileri tarihi merkezin hemen içinde kendini gösteriyor. Gerçek üstü bir başarıyla tüm mimari özellikleri korunarak bugüne ulaşmış durumdaki saray Avrupa'nın en kendine has mimari ve kültürel yapılarından biri olarak tanınıyor.
Yoğun trafikli bir liman şehri olan Split Adriyatik'teki adaları keşfetmek için de tam anlamıyla bir sıçrama noktası. Split'ten Adriyatik'in kuzeyi ve güneyine İtalya'ya Yunanistan'a feribot seferleri yapılıyor.
Görülmesi gerekenler
Peristil Avlusu: Diocletian Sarayı'nın içinde bulunan minik meydanda ayrıca Sveti Duje katedrali yer alıyor. Eski Mısır'dan kalma granit bir sfenksin de bulunduğu alan Salona mültecileri tarafından kiliseye dönüştürülmüş. Avluda sarayın eşsiz görüntülerini izleme olanağı sunan bir de saat kulesi bulunuyor.
Şehir Müzesi: Papalic Sarayı adlı binada bulunan müze Diocletian'ın kuzeydoğu köşesinde. Gotik tarzı mimariyle 15. yüzyılda inşa edilmiş yapı başlıbaşına bir ziyareti hak ediyor. Müze içindeki Orta Çağ silahları ve çok sayıdaki tablo ilgi çekiyor.
Mestrovic Galerisi: Split'in ünlü heykeltraşı Ivan Mestrovic'in 1931'de kendi elleriyle inşa ettiği bir konak olan yapı da ilgi çekici köşelerden. Mestrovic burada İtalyan istilasına kadar ancak iki yıl oturabilmiş. Konağı hem atölye hem de sergi salonu olarak kullanıyormuş. İki katlı yapıda bugün Mestrovic'in yüz civarında eseri sergileniyor. Eserlerin bazıları vatansever ögeler içerirken bazıları da erotik tarzda.
Hvar Adası: 500 yıl öncesinden beri Hırvat kültürünün önemli merkezlerinden sayılan Hvar bugünkü ününe son 20 yıldır kavuşmuş durumda. 'Eğer yeryüzünde ikinci bir İbiza seçmek gerekirse bu mutlaka Hvar olur' iddiası Hvar'ın canlılığı hakkında fikir verebilir. Salaş balıkçıları lavanta kokuları daracık avlulara açılan taş sokakları begonvillerin sarktığı taş evleriyle; zeytin dallarına karışan kekik kokuları ince belli şişelerdeki zeytinyağları ve tatlı şaraplarıyla Hvar tam anlamıyla bir Akdeniz klasiği.
Brac Adası: Split'ten kalkan feribotlarla ulaşılması mümkün olan Brac etraftaki adaların en hareketli ve eğlencelilerinden olarak biliniyor. Kendi havaalanı da bulunan ada yaz boyunca turistlerin uğrak yeri olduğundan sürekli kalabalık. Adanın ikizler olarak bilinen Bol ve Supetar adlı iki merkezi bulunuyor. Brac'ın en meşhur yanı zeminindeki nesiller boyunca birçok ünlü heykeltraşa malzeme olmuş taşların oldukça parlak ve yumuşak özel bir yapıda olması. Diocletianus'un hayatının son günlerini geçirdiği sarayını inşa ettirmeye başlamasının tam 1700. yılıymış 1995. Saray bugün yerel halk için hem yaşayan bir tarihin hem de modern kültürün önemli bir sembolü. BÜKREŞ Bükreş (Rumence: Bucureşti) Romanya'nın başkentidir. Romanya Ovasının ortasında Tuna Irmağının bir kolu olan Dimbovita’nın kıyısında kurulmuştur. Nüfusu 2 3 milyon civarındadır. Günümüzde şehir son derece planlı ve konut surununun yaşanmadığı bir şehirdir. Romanya'nın ticaret merkezidir. Çok eski yerleşim yeri olduğunu gösteren arkeolojik kalıntılar olmakla beraber Bükreş (Bucureşti) adına ilk defa 1459’dan kalma yazılı belgelerde rastlanmıştır. 1448-1476 arasında üç dönem tahta çıkan III. Vlad TepeşKazıklı Voyvoda) Eflak Devletini ve özellikle o dönemde başkent olan Tirgovişte’yi Osmanlılara karşı korumak için Bükreş Kalesi'ni yaptırdı. Ardından birçok başka yer de tahkim edilmişti. Bilhassa eline geçirdiği Müslümanları kazığa vurarak azap içinde öldürmesi sebebiyle Türkler Vlad Tepeş’e Kazıklı Voyvoda derlerdi. ( Fatih Sultan Mehmet Vlad’ın bu katliamları üzerine 1462’de Eflak üzerine büyük bir sefer düzenledi. Bir ay süren hareket neticesinde Eflak Osmanlıların mümtaz bir eyaleti hâline geldi. Böylece Osmanlı idâresine giren Bükreş hızla gelişerek Eflak’ın başlıca ekonomi merkezi oldu. 1659’da başkent yapıldı. Kürkçüler sokağı ve Eyerciler sokağı gibi bazı sokak isimleri şehirde loncaların kurulduğunu göstermektedir. 18. yüzyıldan başlayarak Bükreş’e mahallî prensler yerine İstanbul’daki Fenerli Rumlardan seçilen yöneticiler yollandı. 1821’de Tudor Vladimirescu önderliğinde başlayan ayaklanma sonucunda Fener yönetimine son verildi. 1859’daki ayaklanmadan sonra da Eflak ve Boğdan birleşti ve 1862’de de Bükreş Romanya’nın başkenti ilan edildi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Romanya tamamen ayrıldı. Bükreş'teki en önemli yüksek öğretim kurumları Gheorge Gheorghui-Dej Politeknik Enstitüsü ve Bükreş Üniversitesi'dir. Ayrıca çok sayıda araştırma merkezi ile bilim ve sanat dallarında öğrenim veren yüksek okullar vardır. Îmâlat sanayii olarak başta makina aletleri ve tarım makinaları elektrik ve otomotiv donanımı otobüs ve troleybüs yapımı sayılabilir. Ulaşım bakımından metro ve tramway olarak gelişmiş durumdadır. VARŞOVA Polonya'nın başkenti ve yüzölçümü en büyük şehri. Baltık Denizi'ne ve Karpat Dağları'na yaklaşık 350 km uzaklıkta Vistül nehri kıyısında kuruludur. Varoşlarıyla yaklaşık olarak 2.760.000 olan nüfus kent merkezinde 2004 yılında 1.692.900 olarak tahmin edilmiştir.
Nüfus - Kent 3.350.000 - Merkez 1.706.724 - Urban yoğunluğu 3.291/km² (8.523 7/sq mi) - Metropol yoğunluğu 549 19/km² (1.422 4/sq mi) -Alan kodu +48 22


|